KRİZANTEM ÜŞÜYOR AVLUSUNDA CEHENNEMİN
Biz son gününe yetiştik dünyanın
Bütün cümleler eskidi bizden evvel
Utanmanın kutsal kızılı uğramaz artık kentlere
Ruh pazarında bini bir para etmiyor vicdanın
Kendime benzerliğim saplanıp kaldı,
Anımsayışın birinde
Seninle kavuştuğumuzun sokağıdır bu
Henüz öptüm bütün evlerini
Pencerelere doladım naftalin kokulu tülbentleri
Annemin sesini aradım ardında kalın duvarların
Kahkahası bir hançerle bölünmüştü en son
Evin en güzel yerinde sızlardı neşesi
Biz onun mevsimini yaşardık yılın her günü
Babam annemi hırçınlığından severdi
Babam anneme hanımelleri dikerdi
Gözler gördüm, yüzler ve çokça hayat
Nicedir açılmıyor kapısı o eski apartmanın
Nicedir sokaksız kaldı kediler
Zihnim anı defteri Tanrı'nın
Biz son gününe yetiştik dünyanın
Krizantem üşüyor avlusunda bir cehennemin
Esip gürlediğini gördüm kelimelerin
Meriç elini açmış ölümü dileniyordu Tanrı'dan
İşittim,
Ki kesip atmıştı insanlar kulaklarını
Bir kadının son çığlığı saplandı yüreğine
Susmaz o günden beridir
Duyanlara söyler her gece ağıtlarını
Suskunluğu dolar boynumuza urgan gibi
Bazı yaralardan bahsedilmez biliyorum
Bazı yaralar sahibinden daha yaralı
Böyle bir sürüncemede geçti ilk gençliğimiz
Şahitlikler aştı boyumuzu
Umut çeyiz sandıklarında al yanaklı kızların
Tufan geçince çıkacak belki
Belki bekleyiş aşındıracak sabrın çelik duvarını
Oysa biz,
Son gününe yetiştik dünyanın
Kalmadı fazla vaktimiz
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil