KIRAĞI TÜRKÜSÜ


Siz hiç duymadınız
Derin bir sancıya bulandı dünyanın kasıkları
Yürüdünüz uzun ve soluksuz
Sizin dilsizliğinize kulak kesildi sokaklar
Elinizde budadığınız hazlar,
Ve yollar önünüzde kıvrımlı 
İncecik beli gibi kadınların

Siz hiç görmediniz
Ben bir avuntunun kucağında uyudum uykularımı
Dokunmanın iklimini sizin ellerinizde bildim
Kış güneşi 
-ki sahici değil sıcağı
Okşadı tenim coğrafyasını
Düşlerimi ve kabus sabahlarını evrenin 
Ben sizin kuş tüyü yastıklarınızda gördüm 
Tarihin yaşlı bağrına sürdüm yüzümü 
Bir inci kolye dizdim gerdanına
Dokunmanın iklimi geçti sonra

Siz hiç bilmediniz
Balerinler gezindi yaranızın üzerinde usulca 
Küflü yalnızlığınıza şarkılar döşedi güzelce bir ses
Çiçek tözlerinden bakışlar diktim gözlerinize
Sonra bir yalanın topuğuyla ezildim
Vakitsiz bir yanılsamadır seni sevdiğim
-ki ancak serap böyle aldatır insanı  
İnkarı oldum aitliklerin ve köklerin
Topraktan öğrendim ıstırabın rengini 
Ve katmerli göğsüme evrildiğini gördüm en yakıcı çığlığın  
-ki toprak yaşlı bilge derviş, susar asırlardır
Tuttum yine bin kere öptüm sızınızı
 Kendime rastladım çok odalı ve aynalı koridorlarda
Kapıların ardında sahipsiz bir karanlık
kol geziyor,
sezdim.
Bir tutam beyaz aşırdım yüreğimden
Tuttum onu sizin gövdenize serdim

Siz hep unuttunuz 
Beni kaygısız gidişlerden var ettiler 



Bir gitmenin derin oyuğudur yaşadığım

Yorumlar

Popüler Yayınlar